30.11.2007

Öneriler 1


Geri sayım başlamışken, size kullandığım ve hamileler için gerekli olacak bilgileri vereyim istedim. Artık her an herşey olabilir dönemine girdim. Ve işte şimdi geçmiş 35 haftada işime yarayan her bilgi, kişi, site, kitap vs.....


Hamilelikte Giyim

Kişinin tarzıyla çok alakalı olmakla beraber, bebeğinizi rahatsız etmeyecek her tür giyim bence olur. Genelde ben kıyafetlerimi yurtdışından almıştım ama şimdilerde gerçekten patlayan bir sektör olan bebek- anne konseptinde bellamom- mom*to*be- gebe gibi sırf hamilelik üzerine çalışan mağazalar gibi, Zara, Marks&Spencer, Topshop, H&M gibi hem hamile olup hem de son trendleri takip edebileceğiniz mağazalarda yok değil Turkiye'de. Tek tavsiyem, hamileliğinizin en çok hangi döneminde kilo alacağınızı bilemezsiniz ama ilk dönemlerinde idare edeceğiniz şeyleri giymeyi tercih edin, 3. aydan sonra alışverişe girişebilirsiniz. Ama son 1-2 ay için fazla alışveriş yapmayın derim, en güzeli eşinizin tişörtleri, kazakları vs ile idare edin.


Hamilelikte Spor

Vücudunuz ve hamileliğiniz izin verdiği surece sporunuzu bırakmayın. En rahatlatıcı ve faydalı olanlar:

- Yürüyüş yapın, ayaklarınızın şişeceğini düşünerek 1-2 numara büyük ayakkabıya ihtiyacınız olacak! Sahil en güzel yer!!!

- Yüzme : SportsTime (caddebostanda) benim gittigim havuzdu. Çok hijenik bulduğum bir yer. www.sportstimeclub.com

- Pilates : Hamilelik döneminde keyifle yapabileceğiniz bir spor pilates bence. Spor harici hamile arkadaşlar edinmek cabası; birbirinin derdinden anlayan arkadaşlara sahip olmanız da o kadar önemli ki. Bu sıcak ortam ve sağlıklı yaşam için http://www.hamilelerkulubu.com/ sitesinden detaylı bilgi alabilirsiniz. Sevgili Jale her derde deva !!!


Hamilelikte Yasaklar

- Sigara, alkol, çiğ et-yumurta, şarküteri çeşitleri, pastorize olmayan süt-peynir çeşitleri, deniz mahsullerinden büyük balıklar, çiğ köfte tabii ki, doktora sorulmadan alınan ilaçlar, kahve-çay ve asitli içecekler (arada kaçamak yapmak keyifli), iyi yıkanmamış sebze ve meyveler (sirkeli suyla yıkanması şart)...


Beslenmede Olmazsa Olmazlar

- Demir, çeşitli yiyeceklerde bulunan demiri, ayrıca doktorunuzun vereceği takviye ile de alabilirsiniz. Yeşil sebze, kırmızı et demiri içinde bulunduran besinler.

- Protein, kırmızı et, süt, yumurtada bulunur.

- Kalsiyum, süt, peynir, yoğurt, ayrandan alabilirsiniz.

- Tahıllı ekmekler, mercimek, nohut, fasulye, balık, meyve, fındık, ceviz,badem olmazsa olmazlardan.

- Suuuuuuu. Bol Bol Su!


28.11.2007

Son Moskova Sirki!


Günlerin bu kadar hızlı geçtiğine inanamıyorum. Henüz yazmayı planladığım o kadar şey var ki, kalan süre içinde hepsini aktarabilmek zor olacak. Elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Artık doktorumla bir randevum kaldı. Bugün bebeklerimin ikisininde başının yine aşağıda olduğunu öğrendim. Emirim zaten içeride çok sakindi ve hep başaşağı ; İremim ise adeta son Moskova Sirk çadırının en büyük yıldızı edasıyla dönüp duruyor, halen!!!

Bu hale nasıl geldiler inanamıyorum...



Hafta 18

İçemde kayan yıldızlar var; hafif hafif.



Hafta 19

Bu akvaryum olmalı! İki adet dünyanın en güzel bebişi, yüzgeçlerini çalıştırmaya ve yüzmeye çalışıyorlar.



Hafta 20

Sanki içimde iki güvercin kanat çırpıyor.



LiNEA NEGRA BELiRGiNLEŞMEYE BAŞLADI, YAŞASIN!!!



Hafta 22

Ellerimi karnımın üstüne koyuyorum ve bekliyorum. Birden bir kabartı, dalgalanma.

Kızım sağ, oğlum sol tarafımda hep. Keselerin yeri değişmiyor. Keselerin içindeki yerleri değişiyor.



Hafta 23

Bir köprünün üstünden hızla geçerken insanın midesi bir tuhaf olur, içi ürperir ya, aynen öyle bir his. Karnıma bir bakıyorum; bir dalgalanma veya bir şişme.



Hafta 27

1 kg üstüne çıkmış bedenleriyle iki meleğimin kıpırtıları, hareketleri belki de içerideki kavgaları bana o kadar huzur veriyor ki, tarifi zor.



Hafta 30

Ellerimi hareket ettiğiniz yerlere koyduğumda, rahatça ayak, dirsek, popo gibi yuvarlak ve keskin uzuvları hissebiliyorum. Artık aramızda ciddi bir bağ oluştu. Ellerimi, dokunuşlarımı biliyorlar, tanıyorlar!!!



Hafta 33

Dışarıdan gören insanlar, hareketlerine şaşırıp kalıyor. "Benim muzicelerim, meleklerim; sizinle gurur duyuyorum".

Şimdiden show dünyasına girdiler :).



Şimdi

Tarifsiz sevgi; popolar, başlar, eller, ayaklar karman çorman ama biz birbirimizi artık çok iyi biliyoruz. Emir sola doğru geriniyor, İrem sağa; benim karın dikdortgen şeklini alınca düşünün halimi, nasıl nefes alabildiğimi... Ben sanardım ki hamile karnı hep yuvarlak olur. Benim karnım geometride varolan her şekile girmiştir, şahitleri bulunur!!!

Sonra sesimden veya okşamalarımdan yine sakinleşip, yakınlaşıyorlar.

Babayı da biliyorlar, baba onlara her akşam gitar çalıyor. Dünyaya geldikten sonra yaşayacakları olası kolik sendromu için önlemleri almaya başladık bile...






25.11.2007

Bu Son mu Olacak; Yoksa Başlangıç mı?


Bir kadının yaşayabileceği en güzel deneyim, en huzurlu ve bencil dönem : Hamilelik.

Hamile olmayı çok sevdim. 34.cü haftam bitiyor ve bu süre içinde 7 ile 12 haftalar arası yaşadığım bulantılar, kanamalar, depresif ruh hali, özellikle 2o.ci haftadan sonra bebeklerimin hareketlerini net hissetmeye başlamam ile yerini annelik hormonlarının gelişime iyice bıraktı. Anne olan herkes bu tip duygular yaşar ama farklı olarak; kaza kurşunları, kariyer hırsı olanlar, vücudu hazır olmayanlar, ağır sorumluluk olarak görenler... ya da benim gibi fiziksel, ruhsal veya düşünsel olarak anneliğe hazır olanlar!

Çevremde o kadar yeni anne olan ve olacak adaylar varoldu ki, pekçok konuda istediğim bilgilere rahatça ulaşabilme rahatlığına sahiptim. (Başka bir yazımda tüm bu bilgileri, aday anneler için yazacağım zaten). Öncelikle sevgili Seçil, abim, canım Arat ve canım arkadaşım Jülide bana en güzel örnek oldular. Onlar tecrübelendikçe ve benle paylaştıkça, ben daha bilinçlendim. Şimdi doğum yapmama 20 gün kala kendimi daha donanımlı ve hazır hissediyorum.

Bu iş kesinlikle okumakla olacak şey değil; insan bebeğini eline alınca daha pratik, bebeğe yönelik düşünüp, içgüdüsel davranıyor uyarılarına inanıyorum. Ben iki bebeği kucağıma aldığımda nasıl duygular ve ruh hali içinde olacağım tam kestiremiyorum ama şu ana kadar rahatça söyleyebilirim; İremim ve Emirim bana, benim onlara baktığımdan daha iyi baktılar şimdiye kadar. Bundan sonra sıra ben de!

Onların karnımdaki varlıklarını korkunç özleyeceğimi biliyorum ve bu duyguları unutmamak adına zaten bu blog'u oluşturdum. Unutmaya yönelik her önlemi aldım diyebilirim ama yine de yaşanılanlar unutuluyor. Bir laf vardır : Her güzel şey çabuk biter. Sanırım en uzun süren güzel şey "hamilelik dönemi" olsa gerek!

Umarım tüm isteyen adaylar, anne olur. Her kadın bu güzelliği yaşamayı hakediyor...

16.11.2007

Kalbimizdeki Aslanlar Kükredi



Kimse yalan söylemesin; Bebek bekleyen herkes, keşke oğlan veya kızım olsa der. Dışarıda itiraf etmek zor olsa da içten içe bir tercih vardır. Mesela benim kayınvalidem kız çocuğu hiç sevmediğini hep söyler ve Allah ona 3 tane aslanlar gibi erkek evlat vermiş. Diğer örnek Annem; Erden'in hemen peşinden bana hamile kalınca ve beni 4 aylık olana kadar herkesten sakladıktan sonra benim kız olduğumu biliyormuş, hissediyormuş belki de istiyormuş. O zamanlar tabii ultrason yok, karnının şeklinden herkes bu da erkek olacak dese de, O beni hep kız bebeği olarak hissetmiş ve o sevgiyle karnında taşımış...

Benim kalbimde yatan aslan hep kız olmuştur, Emrahın ki erkek -her erkek gibi- ...

16 Ağustos 2007 tarihinde doktorumla randevum var ve 19. haftada artık cinsiyetleri belli olması lazım. Malesef doktorum girdiği normal doğum uzamış ve sekreteri randevuyu iptal etmek üzere aradı. Ben, teselli edilemez bir şekilde, hem bağırmak hem ağlamak arası bir sesle hayalkırıklığımı belli ediyordum. O sekreterin de umurunda ya!

Ne Emrah, ne Seçil ne de annem beni teselli edebiliyor, bugün cinsiyetlerini öğrenecektik diyerek sürekli bir ağlama krizine giriyorum. Huy olarak çok benzediğim anneciğim her zamanki gibi imdadıma yetişiyor. Ahmet Başaran'ın tanı merkezinden randevu alıyor. Aşağı yukarı aynı saatlerde Emrah ve annemle tanı merkezinde buluşuyoruz. Bende gözler şiş, halen hiçbirşey beni teselli edemiyor haldeyim. Ender yaşadığım hamilelik sendromu işte! Olsun o kadar!

Ahmet Bey ultrasona hızlı giriyor; ilk dakikalarda A bebeğin erkek olduğunu sevinç ve gurur karışımı duygularla öğreniyoruz. O an o kadar mutluyum ki, Emraha baktığımda gördüğüm o buğulu gözlerdeki çok şey anlatan ifade... Adı üstünde detaylı ultrason işte! Kalp kapakçıkları, beyindeki damarlar, parmak sayısı, plasentanın kan akışı vs derken bir türlü B bebeğe sıra gelmiyor. O sırada bana anlatılan herşey kulaklarımda yankılanıyor, ben B bebeğe kendimi hazırlamış bekliyorum. Allahım, 2. de erkek olursa, kız olmazsa bir kere daha dener miyiz, kız kıyafetleri yardım kuruluşuna mı gidecek gerçekten, 2 erkek nasıl azgın olurlar herhalde soruları ile yoğunlaşıyorum. Nihayet B bebeğimize sıra geliyor; Ahmet Bey'in önemli olan sağlıkları gibi nasihatları arasında çıkan KIZ lafı beni kendime getiriyor. Şimdi gözü buğulanan hatta gözyaşlarını saklamaya çalışan benim! Bu kadar mı güzel olur herşey(dilimi ısırıyorum); Allah bahtlarını da açık etsin, sağlıkla gelsinler demekten başka birşey kalmıyor.

Üçümüz birbirimize fırlattığımız gizli bakışlarla ne kadar mutlu olduğumuzu ifade ediyoruz. Ve bu güzel haber tüm aileyle ve de bu haberi bekleyenlerle paylaşılmaya başlanıyor.

Bizim rüyalarımız gerçek oluyor ve yeni bir hayata doğru koşuyoruz!!! HIZLA...

Kızımızla ve Oğlumuzla!

Hadi Bakalım...


Bebek beklerken en önemli anlardan bir diğeri de bebeğinizin cinsiyetini öğrenmektir. Beklentiler eminim ki vardır, herkesin gönlünde yatan bir aslan misali... Öğrenmeye yakın artık dersiniz ki sağlıklı olsun hiç önemli değilllll!

Bizim 3 seçeneğimiz vardı. Tek gebelik bu %50 iken, çoğul sayısına göre epey bir düşüş yaşanıyor. Bizim durumumuzda 2 erkek, 2 kız veya 1 kız-1 erkek; Kulağa hoş gelen tabi ki son seçenek. Bakalım biz hangisini yakalayacağız.

Bu tamamen kadınsal bir içgüdü: Canım yeğenim Arat'ın doğacağını öğrendiğimde; Dubai'ye döner dönmez erkek bebek için alışveriş yapmaya başladım. Korkunç zevkli birşeydi. Nasıl keyif aldım anlatamam. O sırada bende hamilelik yok. Ama ciddi bir keyif duyma sözkonusuydu; hatta farketmeden abartmaya da başlamıştım. Beğenirler ya da beğenmezler düşünmeden Arat'ıma bavul yapamaya başlamıştım.

Eeee tabii sıra bize de geldi. Çok açıkça şunu söyleyebilirim, benim aslanım hep kız oldu. Belki o hislerle belki Arattan aldığım o erkek bebek için alışveriş yapma zevkinden sonra hamile olduğumu öğrenir öğrenmez, kız kıyafetleri almaya başladım. Bebeklerimin cinsiyetlerini öğrenene kadar da bu böyle devam etti. Tabii ki iki cinsiyete uygun olacak renkte bir sürü tulumlar almayı da ihmal etmedik. Ama kız bebekler için o kadar albenisi olan kıyafet ve aksesuarlar var ki insan ister istemez bir el atıyor. Sonuç : İki bebeğimiz de erkek olursa, koca bir bavul kız kıyafeti hibe edilecekti hatta bağışta bulunacağım derneği bile seçmiştim ki ben de herhangi bir hayal kırıklığı olmasın, içim rahat etsin diye!


11.11.2007

Bir bedende 3 CAN!


Jüli'nin özel isteği doğrultusunda:


Tarih : 21 Mayıs 2007


İlk muayene için 19nda Dubaiden geldim. Gebeligimin 7.haftası ve ilk kez ultrasona gireceğim. Bebek haberini herkesten gizlediğimiz için ve Emrahta Dubai'de kaldığı için tek başıma doktorumun muayenehanesinde sıramı beklemekteyim. Aklımda yüzlerce şeyler ama en önemlisi ilk kez bebeğimi göreceğim anın hayalini kurmaktayım.

- "Özlem'cim seni alalım"

Olur alın da bana içeride ne yapacaksınız? Soyunacak mıyım yoksa öyle oturacak mıyım? Filmlerde gördüğüm sahnelerden başka bir tecrübem yok ki. Ne denilirse yapmaya hazır bekliyorum. Doktorum içeri giriyor. Yapmam gereken herşeyi robot misali yapıyorum. Elimde kamera; Emrah'a seyrettirilmek üzere... Hem bilmediğim görüntüleri en iyi nasıl alırım sıkıntısıyla hem de bebegimi görebilme ümidiyle, aşağıda neler olduğunun farkına varamadan, herşeyi çok basite indirgeyen doktorum:

- "Özlemcim, bir seferde iki bebek. Bu yaşta zaten en güzeli olmuş. Daha ne isteyeceksin..."

(Bu kadın ne diyor? Ne 2 bebeği, ne yaşı? Yaşımın nesi var? Yanlış mı duydum, bir sorsam mı? Ama bu kadına bir şey sormak zor. Ne yapsam, biraz daha konuşmasını mı beklesem?)

- Özlem'cim, bak görüyor musun? Şu keseyi, şu da aradaki zar...Bir daha doğum sıkıntısı çekmene gerek kalmayacak...

(Nasıl ya?!?!)

_ Birgül Hanım, ikiz mi dediniz? Ben sadece bir kese görüyorum. Anlayamadım??? (Elimde kamera ve ben cekimdeyim bu arada)

- Bak güzelim, ..., şimdi gördün mü? İki kese yanyana...

(Bir çığlık!)

_ Ayyyyyyyy inanmıyorum, inanamıyorummm. İkiz mi?


Hamilelik işte, algı sıfıra yakın; meğersem diğer 2 küçücük beden - daha doğrusu embriyo-beynimdeki ve bedenimdeki herşeye ortak olmuş bile...

İşte o an içimde uzun zamandır hissetmediğim, adrenalinin salgıladığı korkuyu ve heyecanı aynı anda duydum. Tarifi imkansız Jülide'ciğim. Hayatımda en çok istediğim şeyi, 2 katıyla yaşamak ve sahip olabilmek... Duygularını bağıra çağıra gösteremeyen bir insan olarak, içimden delicesine bağırıyordum : sizi şimdiden çok seviyorum diye...