20.01.2009

Emirem: 2 Minyatür İnsan

NOT: ÇOK GEÇ YAYINLIYORUM, ÜZGÜNÜM
Zamanın bu kadar çabuk geçtiğine ve bu zaman içerisinde böylesine gelişime ilk kez tanık oluyorum.
Geçen hafta meleklerimizin ilk doğumgününü kutladık. Yaklaşık 2 hafta süren hasta olma sürecinin ortasında yeni yaşımıza girdik. Herşeye rağmen çok özel ve güzel bir gündü. Uzun zamandır istediğim mevlüd aynı gün yapıldı. Ebrunun harika parti süslemeleri ve Iza nin çok özel pasta ve aperatifleri, tabii ki gelen misafirlerimiz gerçekten ilk doğumgünümüzü daha da özel kıldı. Vakit ayırmaları, emek harcamaları için ikisine de çok teşekkür ederiz. Eksiklerimiz çok olsa da doğumgünümüzde bizimle olan herkese de çok teşekkür ederiz.
Gelelim en son 6. ayda bıraktığımız gelişim serüvenimize;
En son yana dönmelerden, kafayı dik tutmalardan bahsederken şimdi emekleme, ayağa kalkma, sıralama, belirgin sesler çıkarma, eller ile taklitçilik yeteneğimizi kullanarak oyunlar yapma, cilveler, itiraz etmeler ve diş çıkarma gibi pekçok yenilik hayatımıza girdi.
Emirim emeklemeye başladığı dönemde, 8 ay 10 gün civarı, İremim ilk dişini çıkarmaya başladı. İremin ikinci dişi çıkarken Emir ayağa kalkmaya başladı. İrem oturmaya ve yavaş yavaş emeklemeye başladığı dönemde de Emir ilk dişini çıkardı. İkisinin ayrı ayrı zamanlarda yaşattığı bu yenilikler bizi hem eğlendirmeye hem de yormaya başladı.
Eğleniyoruz çünkü her gün yeni birşeyler keşfediyoruz. Daha önce yatak modelinden ibaret olan oyun parkı gerçekten oyun parkı oldu, zamanla oyun parkından sıkılınıp yeni eşyalar ve özellikle de salondaki, mutfaktaki eşyaların ele ve ağıza alınmasına başlanıldı. Yoruluyoruz çünkü hareket çoğaldı, emekleyen bebeğin arkasından koşturmakta ayrı bir enerji yüklemesi için bir neden (yürüme dönemini hayal bile edemiyorum). Kısaca meleklerimin dünyası genişlemeye başladı. Salonun şeklini değiştirmeye, eşyaları yavaş yavaş ortadan kaldırmaya başladık. Sonbaharın gelmesiyle serinlemeye başlayan havaya uyum sağlama sürecinde, yere halı bile bakmaya başladık. Halı sevmez bir kişi olarak şimdi bebeklerim yerlerde sürünmeye başladığından beri en büyük derdim halı sahibi olmak oldu. Onlar mı size uyacak, siz mi onlara?
Düzenli giden uyku saatlerimiz son 4-5 aydır alt üst olmuş durumda. Malum diş çıkarma başlı başına bir olay. Uykusuzluktan çok şikayet ettiğimi söyleyemem, gecede meleklerimle olmak benim için bir ayrıcalık ama bu saatlerde genelde yaşadığımız acı ile atılan çığlıklar olduğunda, çaresiz bir şekilde bebeklerimi sakinleştirmeye çalışmak...
Her tecrübe ayrı bir şey söylüyor: diş çıkarırken rahatlatan jeller (hiçbir işe yaramıyor), karanfil yağı ( sonradan uyuştursa da ilk temas şok eden o acı tadı uykularını açamaya sebep oluyor), zencefilli çay (kokusu bile rahatsız etmeye yetiyor), paranox s (en işe arayan ama sürekli kullanılmaması gerekiyor),...
Malesef her çareyi düşünüp, her öğüde kulak veriyorsunuz ama sonuçta o taze damaklardan çıkmaya çalışan keskin dişlerin verdiği ızdırabı yok edecek herhangi birşey yok. Gecenin bir yarısı başlayan bu ağrıları dindiremeyip, kucağımda meleklerimden biri ya da diğeri bu çaresiz duruma dışardan etkisiz kalmanın verdiği acıyla onların ağlamalarına zaman zaman eşlik ettiğimi söyleyebilirim. Yapabileceğim birşey olmayınca başlıyorum ben de ağlamaya... Daha çıkacak çok dişimiz olduğunu düşününce içim bir tuhaf oluyor ama tesellisi de biz de bu dişleri çıkarmışız, şimdi o ağrıları çektiğimizi hatırlamıyoruz. Nasıl bir teselliyse bu?!
Uyku düzenine haliyle girmeme gerek yok çünkü bu aralar düzenimizde yok.
Özellikle uzun süren hastalığımız boyunca yaşanan tüm beden yorgunluğunu, bitkin halleri, iştahsızlığı, ateşten gece sayıklamaları, durmadan akan burunları, efes alamamaları, öksürürken iç parçalayan o küçücük bedenden gelen sesleri teselli eden tek şey: “antibiyotik etkisi yapan anne kucağı”. Meğer dokunma duyusu ne kadar önemliymiş!
Fiziksel gelişim gerçekten çok hızlı oluyor ki takip etmek bile baş döndürüyor. Hele iki melek yan yana oldu mu...
Kendi aralarında gayet sosyal olan ( oyuncak kavgası yapan, saç çeken, hatta birbirlerine sinirlerini el kol hareketleriyle anlatmaya başlayan ya da kovalamaca oynayıp sevinç çığlıkları atan, birbirlerini öpen ya da yalayan) meleklerim, artık yaşıtlarıyla da oyun oynamaya başladılar. En yakın yaşıtımız hatta üçücümüz diyelim yürümeye başlayan yeğenim Arat. Öyle komikti ki; bir gün dedemizi ziyarete gittiğimizde Aratta oradaydı. 3 çılgın oyun oynalarken bir ara Emir ve Arat aynı eşyaya odaklandı. Emirim hızla o eşyaya emekleyerek yaklaşırken, Arat kalktı ve hızlı adımlarla o eşyayı eline aldı ve ben orada şok geçirdim. Amerikadayken yürümeye başlayan Aratımı öyle çok fazla yürüken daha önce görmemiştim. Bıraktığımda halen büyükçe bebekti. Ama o an anladım ki hiçbirşeye geri dönüş yok. Pekçok yeni diş ve yürümeye becerisiyle dönen yeğenim artık bir çocuk olmuştu ve ben meleklerimi düşündüm. Üst dişlerde çıkmış, yürürken ve...
Aslında Emirim ayakta bir süre durabiliyor ve hızlı adımlarla sıralayıp, mobilyalar arası geçiş yapabiliyor. İremim de ayakta durmaya çok meraklı son zamanlarda ve adım atmaya ama henüz desteksiz durmaya korkuyor, kendine henüz güvenemiyor. Yürümemize çok kalmadı bence ve ben arkamdan yürüyen iki tipitipi düşünemiyorum.
Saçlarımız epey uzadı, boylarımız da öyle, eller ayaklar büyüdü. Yıkanırken oynanan oyuncaklar yenileriyle yer değiştirdi. Zaten yine yakında kendileri yıkanmak isterlerse hiç şaşırmam. Ne olursa olsun her gün yıkamaya devam.
Yemek konusuna gelince artık miktarları az olmakla beraber tuz ve şeker kullanımına geçtim. Günlük süt, köfte-pilav kombinasyonu, farklı versiyonlarda tarhana çorbaları, parçalı meyve ve sebzeler, tavuk, yumurtanın beyazı, sütlaç, sezonun her sebzesi, soğan, sarımsak, balkabağı muhallebileri, kaşar peynir hep yeni beslenme düzenimizin içinde yer almaya başladı. Akşam öğünlerimizde var. Mamaya elveda demeye çok yakınız aslında. Henüz vedalaşamadık çünkü hastalık boyunca iştahsızlık olduğu için az da olsa mama karınları doyurmaya bir çareydi.
Yeni başlayanlar ile bitenlere baktığımda şunu görüyorum: Bebeklerim artık minyatür insan oluyorlar!!!
Hem fiziksel hem de zihinsel.
Ben minyatürlerimi çok seviyorum.
Ve buradan meleklerime tekrar nice SAĞLIK ve SEVGİ dolu yıllar diliyorum.
Umuyorum,
Onların da çocuklarını görebilmeyi
ve
Bana şu anda yaşattıklarını, kendilerinin de yaşarken görebilmeyi...

19.01.2009

M Büfe

Pidem nerde kaldı?
Servis çok yavaş offf ya



Benim gibi sen de tost ısmarlasaydın, şimdi karnın doyuyor olurdu!



Ohhh, nihayet yogurt öncesi pide. Bir de kaşarlı-sucuklu isteseydim ne olcaktı?
Altı üstü boş pide; bir daha anne yanımıza kurabiyelerden alalım :))




AAAaa, sen de ağzındaki bitmeden yemek konuşmaya başladın. Biraz dikkat etmeye başlasan çok iyi olacak. O boğum boğum bacaklara dikkat....


Cookies

Ben kurabiye canavarıyımmmm


Hadi canım sende! Asıl ben kurabiye delisiyim


Anne başka kaldı mı? Bir tane daha hakkım var mı???
Allahım olsun ne olur, ne olur...



Yeter ama kaç tane yedin, bana kalmayacak!^^%/
Anne verme çok yediiii