23.10.2007

Muscat'ta Özlem ile Emrah'tık oysa İrem ve Emir 4 Haftalık


Bence bir kadının yaşadığı en önemli an, hamile kaldığını öğrendiği andır. Kimisi bunu bir törene dönüştürür kimisi çok doğal karşılar. Ben kendi durumumu nasıl tarif edeceğimi tam bilemiyorum. Sanırım daha çok doğal karşılama diyebiliriz ama...

21 Nisan 2007 tarihinde Burcu ve Tarkanla Omanda geçirdiğimiz bir gece sonrası Dubaiye döndüğümde içimdeki şüpheler artık "Git şu testi yaptır" diyordu. Burcu o dönem 4 aylık hamileydi ve şu anda dünyalar güzeli Talya kucağında. Belki de ondan etkilenmiştim. O iki gün içinde ciddi bir yemek yemem, özellikle tuzlu ve acılı tercihler kullanmam; akşam yemeğinde Chedi'nin meşhur restorantında yediğim "Rassam Soup"; ertesi gün rassam soup'tan yola çıkmadan tekrar yemek istemem. Ve Emrahı bana bir kere daha yedirmezse hayatı boyunca vicdan azabı çekeceğine dair kehanetlerde bulunmam; Dubai'ye döner dönmez google'dan rassam soup'un tarifi araştırıp aynen uygulamaya geçmem...

Sanırım Ilk 3 gün içinde her gün o çorbadan yapıldı ve acı derecesi Adanalıları, Urfalıları bile hoplatır cinstendi. Herhangi bir "morning sickness" olmadığı halde; göğüslerimdeki hassasiyet ve yeme şeklim artık test yaptırmam gerektiğini söylüyordu.

30 Nisan 2007 sabahı artık hadi bakalım, test yapalım dedim. Herşeyi Emraha söyleme alışkanlığıyla, tabii ki gidip test yaptıracağımı da bir güzel bülbül misali öttüm. Test çeşitlerini birkaç gündür inceliyordum ve kan testi en emin test olduğu için, sabah 10 civarı kan vermeye gittim. 12 sularında test sonuçların geliceğini öğrenince eve hiç dönmeden, en sevdiğim dükkanlardan biri olan "One" a gittim. Haliyle o 2 saat nasıl geçti anlamadım ve saat 13 e dogru GMC Associated Clinics e geri geldim. Hemşire test sonucunun geldiğini ama doktorun benimle konuşmak istediğini söyledi.

İşte orada dedim ki, tamam kızım sen de ciddi bir hastalık var. Hamile testi için geldim, şimdi kanımdan başka birşey çıkardılar, MR falan isteyecekler diye düşünürken, Dr.un gelip beni aradığının bile farkına varamadım. Tabii ismimi telaffuz ederken bir tuhaf sesler çıkardıkları içinde kendime hiç yormadım.

Neyse, Dr. Louise M.Sewell, amerikalı çok şeker bir hatun ve daha önce Emrah'ın da sırt ağrıları için o bakmıştı, beni odasına aldı. Bu test nasıl bakılır biliyor musun sorusuna, tabii ki hayır dedim. Kağıdı bana verdi ve açıkladı ama ben o anda hiçbirşey anlamıyordum. Halen çok vahim bir hastalığı telaffuz edecek diye beklerken, " Oslan, you're pregnant" dedi. Ve sadece kadına bakakaldım;

- "Am I?"... "Am I?"...

- Yes, you are!

- You're not kidding, right?

And so on....

İlk olarak ne yaptığımı tam hatırlamıyorum. Teşekkür ederek ve rutin kontrollerim için Türkiyedeki doktoruma gideceğimi belirterek, odadan çıktım.

Arabaya bindiğimi ve eve gittikten sonra Emrah'ı aradığımı çok net hatırlıyorum. Hani en basiti; kocana şöyle güzel bir yemek hazırla, git Hallmark'tan anlamına uygun bir kart seç,...Hayır, öyle bir plan yapmadan Emrah'a "Test yaptırdım ya, sonuçlarını aldım. Hamileyim" demekle yetindim.

Genelde her türlü özel günlerde süpriz hazırlama ustası olmama rağmen, çok sade bir açıklama oldu bu. Sonra kendimi havuza attım. Kafam karışıkve heyecan dolu, bundan sonra neler olabilceğini düşünürken Emrah işten çıkıp gelmişti. Herhalde Myrna açtı, kapıyı bile duymadım. Sonrasında sitede Arap komşularımız olmasına bakmadan, uzun süre havuzda sarmas dolas kendimizden geçtik. Hayallere daldık!
Ve benim hamilelik hikayem burada başladı...

12.10.2007

Ama sebebim var: Hamileyim...


Her geçen yıllarla beraber alışkanlıklarımız yok oluyor. Çocukluğumdaki bayramlar mesela. En güzel kıyafetlerimizi giyer, büyüklerimizi sırayla ziyaret etmeye başlardık ve akşamın nasıl olduğunu anlamadan eve yorgun argın, ceplerimizde paralarla döner; akıllarımız ne alacağımıza dair planlarla uyuyakalırdık.
Zamanla haftasonuyla birleşip, olmayan işgücünü de alıp 9 günlük tatilleri bekler olduk. Önce yurtdışı seyahatları çok popülerdi, sonra GAP, Ürgüp, Pamukkale'ye gidiyorum demek moda oldu. Son yıllarda ise çeşitli bahanelerle, daha çok maddi, evde oturmalar, nerede bizim o eski bayramlar demekle geçiyor...
Benim bahanem ise bu sene yüzde yüz sağlam: Yüzde yüz hamileyim. 28. haftama rastlayan bu Ramazan Bayramında ailem Bodruma gitmeyi tercih edenlerden. Merak etmeyin onların da çok geçerli mazeretleri var! Bu yüzden, yapılan evlilliklerle kalabalıklaşmış aile yemeğimiz, bayram arifesi akşamı yapıldı.
Benim derdim, her zamanki gibi özel günlerde ve bayramlarda olduğu gibi çok özenli, şık giyinmekti. Ama hamilelikte, ya paraya kıyıp bu kısa dönem için elbiseler almak ya da olanla idare etmek veya bedenleri uyan ve daha önce parasını kıymış iyi arkadaşlar bulmak çok önem kazanıyor. Ben yaz dönemi için para harcayıp sonradan olanla idare edenler kategorisine giriyorum.
Dubaideki favori outletim Dragon Markettan bayağı kilolu bir bayana aldığım bir hediye olan ve vermekten vazgeçtiğim bir elbiseyi, bayram kıyafetim olarak seçtim. Giydiğimde çok eğlendim, aldığım tebriklerden de çok eğlendim çünkü küçük çapta bir Bülent Ersoy benzeri olmuştum. Ama güzel bir hamile olduğuma dair gelen iltifatlardan da, daha bir edalı dolaşıp, genelde yatıp, durdum.
Annemin her zamanki gibi muhteşem yemekleriyle çok keyifli bir akşam geçti ve herkes evine döndü. Eskilere nazaran çok daha erken bir saatte.
Bugün ise bayramin 1. günü olmasına ragmen, 1430 civarına kadar üzerimden çıkmayan sabahlığımla dolaşıp durdum evin içinde. Nihayet 1500 sularında yıkanıp, kendime geldim. Sabah saatlerinde gelen çevrenin çocuklarına çikolata, şeker ile geri gönderdikten sonra akşamüstü gelenlere kapıyı açma nezaketinde bile bulunamadım. Ama sebebim vardı: hamileyim...