9.05.2010

Beklenen Dönüş ve Anneler Günü 2010

Eveeet bir başlangıç yapmamız lazımdı ve biz uzunca bir aradan sonra yine karşınızdayız. Ve muhteşem bir günün devamında sizlere kavuşmanında heyecanı var. Hem de de aktaracak ne çok şey birikmiş :)
Zaman akıp geçiyor ve biz hızla büyüyoruz;
Sabah kalktık ve büyüklerimizle kahvaltı için buluşacağız. Ben biraz makyaj ve giyinme sonrası Emirim odaya daldı ve bana baktı:
" Prenses olmuşsun" dedi.
Siz böyle bir günde gelen böylesi özel bir söze karşılık ne yapardınız. Tabii ben de onu yaptım :)
Yoook ağlamadım, oğlumu doya doya sıkıştırarak öptüm ve kokusunu içime çektim. Ve Allahıma şükrettim. Ve canım anneme ve tabii ki canım babama! Ve de eşime :)

Servisin rezalet olmasına kızmamıza ya da içerikle de görünüşle de ya da onun gibi hiçbir şeyle ilgilenmemize gerek kalmadı. Aramızdaki pozitif enerji ve sevgiyle inanılmaz güzel bir gün geçirdik. Son dakika rezervasyonu ile bir yer bulabildik. Bu sabah 11 civarı İstanbulun en kalabalık yerleri, arabaların taştığı yerlere dikkat ettiyseniz hep "Brunch" için gidilen yerlerin çevreleri oldu.
"Brunch" devam ederken arka masadakilerle garson arasında geçen konuşma söyle idi:
- Babalar gününde de burası bu kadar dolu oluyor mu?
- Yok abi, nerdeeee!
Sabah buluşmadan önce benim bir çiçekçim var, anneme babam adına açelya almaya girdim. Benim güzel düşünen, zarif babam anneler günde anneme, anne olduktan sonra gelinine ve tabii ki kızına da açelya alırdı. Bu geleneği sonuna kadar sürdürmeye kararlı ben, çiçekçime uğradım. Neredeyse açelya kalmamış. Neredeyse hiç çiçek kalmamış, içerisi müşteri dolu, sanki salı pazarındayız ve son seçilen çiçekler biraz da gelişi güzel şekilde paketlenmekte!
Ben Ömere sordum:
- Babalar gününde de böyle oluyor mu?
- Yok canım, babalar gününde babalara çiçek alınmaz ki, babalar ne anlar çiçekten...
İçime bir sıkıntı girdi ve sen öyle san dedim.
Babalar gününde de benim canım ince babacığım için sana geleceğim ve senden "açelya" alacağım dedim.
Ömer beni bilir, durumu bilir ve der ki:
- Çok şanslı bir babaymış
- Hayır biz çok şanslıydık, bizim babamız olduğu için diyerek arabaya koşturmaya başladım. Brunch a yetişmek üzere.

Kahvaltıdan sonra beraber bir türlü gelmek bilmeyen meyve tabakları ve kahveler için beklerken, birbirimize ufak hediyeler verdik.
Annem de sağolsun aynı düşünce de davranmış ama malum açelya kalmamış ve harika menekşelerimiz oldu. Ben de kara kara yeni evimizdeki yerini bir türlü sevemeyen çiçeklerimi düşündüm. Ne orkideler ne TT ne digerleri evle barışabilmiş degil. Yavaş yavaş çiçekleri annemin evine taşımaya başlamışken yeni gelen menekşeler...
Ama annemin eli can verir, ondan gelecek çiçekler can buldu; sardunyalar harika bir de gecen hafta getirdiği Bodrum menekşeleri şimdi de menekşeler...
Bu kadının eli her anlamda hünerli idiler ama çiçek konusunda da bir kez daha şahit olarak şaşkına döndüm.
Ne yapsa becerir ve sevgiyle yapar. O yüzden bugün telefonu hiç durmadı. O yüzden tanımadığı ama isteyerek evine yeni misafirleri davet etme güzelliğe sahipti ve karşılığında yine yeni kalper kazandı. İşte benim annem!
Seni çok seviyorum Anneciğim.
Bir reklam müziğindeki gibi aynen :
Bir tek annem olsun, bana birşey olmaz!!

Bu sene ilk defa gerçek anneler günü hediyesi de aldım. Perşembe kuzularımın öğretmeni bugün size hediye hazırlayacağız dedi. Nasıl bir heyecan bastı bana anlatamam. Cuma öğleni zor ettim. Malum cuma trafiği caddeden okula dönmem biraz zaman aldı. Hem geç kalmanın sıkıntısı hem de hediye alacağımın beklentisi ile okula vardığımda üstümdeki terden sırılsıklam olmuştu. Ve beni hediye paketlerine sarılmış 2 hediye bekliyordu.
Sanki beni anlayabileceklermiş gibi bir bakış atıp ve dilim tutulduğu için ne diyeceğimi bilemeden hediyelerimi hızla açtım. Birbirinden güzel 2X2 elle özenle ve öğretmenlerinin yardımlaryla da olsa minicik elleriyle hazırladıkları dünyalar güzeli çerçeveleri ve hazırladıkları kartları aldım.
Ne büyük mutlulukmuş bu dedim içimden. Sarıldım ve sarıldım. Bizimkiler biraz sızlanmaya başladı; uyucam, eve gidelim :)
Demek ki hayatta buymuş bir süre önce ne zormuş dediğim şeylerden sonra gelen ne mutlulukmuş diyebildiğim tablolara dönüşebilmek...
Eve dönerken güvenlikten bana bir kargo paketi verildi, size geldi dediler. Hayırdır dedim içimden, kimden gelmiş diyerek çeşitli fanteziler kurarken; bir de gönderene baktım bir süre önce ikiz anneleri olarak kendimize kolyeler yaptırttığmız mücevherciden jest: gelen bir çift inci küpeler!
Ona da çok mutlu oldum, menekşelerime de, sevgili Arattan gelen (Seçil ve Erdenden) adıma yaptırılan 7 ağaç bağışıma da...

Hem annemin bana verdiği sevgi ve güven ile hem çocuklarımın bana kattığı güç ile sonsuz mutlulukla inanılmaz güzel bir anneler günü yaşadım. Hep söylenen bir şeye bir kez daha inandım:
Annelerin hakkı ödenmez!
Gerçekten de öyle.
Tüm kadınların "Anneler Gününü" Kutlarız.
ÖzlEmİrem