30.03.2008

Ucundan azıcık MI ?!?!

Günlerden cuma ve tarih 28.03.2008. Bebeklerimin doğumundan beri ilk defa bu kadar heyecan içindeyim. İstikamet aynı: Şifa Hastanesi, sebep benim güzel oğlum erkekliğe adım atmak için sünnet olacak! Gün boyu taşıdığım heyecan, Emirimim hem genel anestezi olacak olması ve sünnet gerçeğinin kısa süre içinde yaşanacak olmasından dolayı. Narkoz alacağı için 4 saat birşey yememesi gerekiyor ve o korkulu saatler Emirin tüm gün olduğu gibi hem arabada hem hastanede uyuyarak geçirmesiyle yerini rahatlamaya bırakıyor.

Hazırlık başladı. Giyiniyoruz, çantamız gerekebilecek herşey ile hazırlanmış, S.Ö. pipiden görüntüler alınmış (İleride merak edersen canım oğlum herşeyi gösterecek belgelere ihtiyacım vardı), İrem ananesine teslim edilmiş durumda, evden çıkıyoruz.


Zamanlamamız gayet başarılı. Gereken saatte anne, baba ve oğul oradayız. Bize yabancı olmayan hastanenin 219 no.lu suit odası emrimizde ama o koca odanın yatağında sadece benim minik oğlum ana kucağında uyukluyor. Ya olacakları tahmin ettiği için uyumayı tercih etti ya da aç kalmasın diye en son yedirdiğimiz 240 cc mamanın ağırlığı ile rüyalara daldı.


Hemşireler benim yakışıklı oğlumun cazibesine kapılıp, kan almaktan vazgeçtiler. Derken anestezist geldi, derken bize eve yardıma gelen Çiğdem hemşire ziyarete geldi ve derken çocuk cerrahı- Emirin doktoru geldi. Bizi rahatlatacak sözlerden sonra, Emirimi hazırlamaya başladık. Sünnet olacağını bilmesem şu hastane önlüğü ve boneyi takmasına çok fazla üzülecektim. Nasıl da şirin oldu ama bir daha bu şekilde görmeyi asla istemem. Ve hemşireler oğlumu ay ne şeker vs. diyerek alıp gittiler. Bize de odada oğlumuzu beklemekten başka birşey kalmadı.

Ve oğluşum yaklaşık 40 dk sonra koridorun ucunda başlayan ağlamaları ile bize doğru getirildi. Zaten narkozun ve açlığın etkisi ile ağlayacağına dair uyarılmıştık. 10 dakika kendinde olmadan ağladı ve biberonu ile buluştuğu zaman herşey bitmişti. Ne o içimizdeki sızı ne de onun pipisinde duyduğu bir acı kalmıştı.
Oğlum erkek olmuş; biz de oğlu sünnet olan her anne-baba gibi hafif gururlu hafifte rahatlamış bir şekilde oğlumuzu eve getirdik. Ama daha öncesinde ilgi alanıma girmediği için detayını bilmediğim sünnet olayının nasıl gerçekleştiği önceden bilseydim eğer, bu sünneti yaptırmaya bu kadar kolay gitmezdim!
Oldu da bitti Emirim!
Birşey hatırlamayacaksın...

Bir Sevgi Hikayesi

Böyle durmamızın bir sebebi olmalı; birbirimize vurmamamız için veya ayaklarımızı ısıtmamız için ya da yer sıkıntısı var....Ay bilemedim..


Ben de halen çözemedim. Şimdi de tepemizde kırmızı nesneler dolaşıyor!


Şimdi anlaşıldı: Annem bize sevgisini gösterebilmek için yine bizi kullanıyormuş. Olmuş mu anne?!?!

- Oldu, hem de iki güzel meleğime de en koca yerleri açarak o kalbi doldurabildim. Şimdi herşey tamam!

13.03.2008

Bir Fenerbahçe Klasiği!

Günlerden Perşembe, tarih 13 mart ve biz tam 3 ay 2 günlüğüz. Bugün annem bizi Fenerbahçe parkına götürmeye karar verdi. Tam takim; Gülay teyzemiz, Zehramiz ve annemiz hep beraber hazırlandık. Annem bize DenizSuyun getirdigi çok yumuşak ve konforlu olan tulumlarımızı giydirdi. Ne kadar yumuşacıklardı ama güneşi görünce biraz pişman olmadık değil!

Parka gittiğimizde saat 11.30 du. Annem Romantik bir cafede biraz ders çalıştı biz o arada habire tur attık, gitar çalan bir abiyi, köpeklerin hikayelerini, çok toton dedelerin ninelerin fısıltılarını, serçelerin cıvıltılarını dinledik. Biz bu parkı çok sevmişken yemek molası için romatik cafeye girdik.



Bize de supriz oldu ama çok çok öncesi nesillerin aşık olduğu bir oyuncaya rastladık: Ediz Hun. İlk görüşte biz de aşık olduk. Bizimle fotoğraf çektirmek istedi, olmaz diyemedik :-)



Sonra annem çoook eski komşularına rastladı. Tabii annemi tanımadılar, en son 6 yaşlarındayken görmüşler! Zaten annem bizi gezdirmeye çıkmaya başladıktan sonra hep geçmişinden birilerine rastlar oldu. Bakalım biz ne zaman yeni arkadaşlarımızı görmeye başlayacağız?

11.03.2008

Baba Seni Çooook Özledik

Uyurken hep beni öptüğünü görüyorum. Daha rahat uyuyorum babacım. Sen sakın merak etme, uyumadığım zamanlarda evin reisliğini yapıyorum ;-)
Beni her akşam yıkayan elleri arıyorum, soruyorum anneme. Annem az kaldı, baban gelecek deyince içim bir rahat ediyor. Kokunu bile arar oldum babacım. İşlerin biter bitmez gel olur mu?

Yansıma

Aman Tanrım! Emir birbirimize ne kadar benziyoruz.
Sen yanlış yere bakıyorsun İrem, ben buradayım. Henüz aynanın ne olduğunu keşfedemedin ki kendini ben sanıyorsun! Ama benzer taraflarımızda yok değil hani...

7.03.2008

0-3 AY




Kim derdi ki, “0-3 ay tulumları küçük gelmeye başlayacak”...
Meleklerimden İrem 2.345 kg, Emir 2.960 kg doğdu. Kısaca tiny baby kıyafetleriyle başlayıp, newborn ve sonra 0-3 ay kıyafetlerini giymeye başladı. Bu ne demek, bebeklerim hızla büyüyor demek!
Daha dün karnımda oynuyorlardı şimdi ise 3 aylık neredeyse. Evet buradan söylüyorum her anın kıymetini bilmeye çalışıyorum. Nasıl olduğunu anlatmak güç ama kısaca yaptığım herşeyi tam anlamıyla yaşayarak yapıyorum. Çok yeni ama üzerimde herhangi bir gerginlik, yorgunluk varsa bunu bebeklerime yansıtmamaya gayret ediyorum. Zaten onları kucağıma almamla tüm enerjim yön değiştiriyor. Bunu yapabilmek için biraz zaman, biraz düzen gerekiyor. Merak etmeyin herşey zamanla yola giriyor.
İremle ilk eve gelişimiz, tekiz hali ve üstün emzirme halleri, Emir’in de eve gelmesiyle evin neşesi yerine geliyor ama beraberinde kargaşa ve paniği de getiriyor. Tek bebekle düzen kurulmuş gibi olurken ikiz bebek anne-babası sıfatına geçince darma duman olduk. Birşey yemeğe bile vakit bulmak imkansız oldu. Şimdilerde uyku ve mama düzenleri oluşmaya başlayınca biz de yemek yemeye hatta tv seyretmeye varan lüksleri yaşamaya başladık.
İlk ay daha sık kalkıp, emzirme ardından mama takviyesi ve 2 bebek arka arkaya derken uyku hayal oluyordu. Sonra iki meleğimi de aynı anda emzirmeyi keşfettim. Az da olsa zamandan kazanıyordum. Emzirebilmem için bile sürekli birinin benimle olması gerekiyordu. Bunun haricinde birinin özellikle bana bakması gerekiyordu. İlk ay çok hızlı ve emzirme stilleri geliştirmekle, gaz çıkarmaya çalışmakla geçti. Malesef kaşık biberon işkencesini ilk ay çektik. İlk ayın sonunda normal biberona geçmeye karar verince çok daha rahatladım ama bu arada yardımcım ülke dışı edilince yardımcı karmaşası yaşamaya başladım. Tam bir kaos. Akşamları annem gelmeye başladı, gündüzleri müsait olan herkes. Bu yüzden en zor 2. ay geçti diyebilirim. Ama zorluklar çok eğitici olabiliyor. Yapmaya korktuğum şeyleri daha hızlı ve kolay yapar oldum. Özellikle banyo yaptırmada uzman oldum diyebilirim.
Hemen buradan söylemeliyim: İkiz demek; iki katı masraf, iki katı kıyafet, iki katı mama, iki katı bez, iki katı hediye J, iki katı yardımcı, iki katı yıkama saatleri, iki katı popo silme, iki katı çöp üretme, iki katı yorgunluk ama iki katı keyif, , iki katı sevgi, iki katı eğlence... demek!
2-3 ayları arasında ise bebeklerimle iletişim kurup, onları anlamaya başladıkça düzenimiz de kurulmaya başladı. Hem onlar hemde ben rahatladık. Artık kitap okuyacak vakit buluyorum ama gözünüze şu resmi çizin İrem kucağımda biberonda, Emir ayağımla salladığım anakucağında ve bir şekilde serbest kalan elimde kitap... Nasıl bir keyif anlatamam! İki tanem dibimde ve ben kitap (bebeklerle ilgili tabii ki) okuyabiliyorum ... İki bebeğim kucağımda evi dolaşabiliyorum. Gittikçe zorlaşsa da, kol kaslarım şişse de çok zevk alıyorum. Cesaret edip kırmızı oje bile sürebildim geçenlerde ama sonuç, ağlamaya başlayan Emirimi kaldırırken tüm elini ve emziğini parmaklarımdaki kurumayan ojeye bulamam...
Artık bilinçli gülüyorlar, güldürebiliyorum. En çok sevindiğim şey zaten bu. Bu tüm emeklerin karşısında diyebilirim ki bir gülücük yetiyor. Bakışları ile bazı şeyleri ifade etmeye başladılar. Kafalarını çok güzel kaldırıp, etrafı inceleyebiliyorlar. Sesleri takip edebilip, renklere ilgi göstermeye başladılar. Kusmaları azaldı, gaz çıkarmaları kolaylaştı, akşam uyumaları uzamaya başladı. Kısaca erken ve yenidoğmuş bebek kıvamından çıkıp, bebek olmaya başladılar.
Hergün bana yaşattıkları yenilikleri heyecan ile bekler oldum. Bakalım 3-6 ay döneminde neler olacak?