17.11.2010

Herşeyiyle Gönen-Kınalar

Tek dostum Toni
Bu benim köpeğim naraları


Traktöre bile bindik
Hayallerim gerçek oldu


Bu kadar doallaığın içinde şaşırdım
Nereye koşsam, nereye baksam...


Eda Ablamız ile de çok mutluyuz
Onu da atlamayalım

Gönen En Güzeli Kınalardayız

Bizimkiler geliyor, öndeki sarışın afete dikkat!


Nar toplamak bu kadar zahmetli olur mu?
Ya da nar ekşisinin nasıl yapıldığını dinleyince
Hangisi daha zahmetli karar vermeli


Artık bizim için büyük boyuttaki he rköpek To"m"i


Nar toplayanlar 1,2

16.11.2010

Kınalara Baskın Yapan Üçlü

Baskın ne kelime, Toni-Alex-Abiye meğersem zaten bizimkileri bekliyorlarmış. Onlar da kim demeyin Toni yaklaşık üçünün toplamı büyüklüğündeki köpeğimiz; Abiye ve Alex de koçlarımızdan ikisi...
Nasıl bir aşk yaşandı anlatmama gerek yok sanırım :)
Karşınızda Alex ve Abiye!!!


Bu Abiye sanırım ?!?!


Merakla izlenen ördekler


Bu "doğa"nın verdiği mutluluk izleri

29 Ekim 2010 Cumhuriyet Bayramı

Kutlamalar başlamış bile

Bir de yüz boyama olmasa !

İlk göz ağrımız Fazilet Öğretmenimiz.
Onsuz olmaz :)

Tatlı öğretmenimiz Elif Öğretmen.

Ve sonunda yine başbaşayız.
Herşeyden güzeli!

Ana-kız Aynı Giyinmeye Başladık Sonunda

Kim kimden etkileniyor derseniz; tabii ki bendeniz. İrem bana çok ilham verip, neredeyse giymeyeceğim şeyleri bile aldırtabiliyor. Anlayın artık!

2.10.2010

Flaş Flaş Botanik Bahçesinden Son Gelişmeler

Ve yakaladık!!!
Aman Allahım tüm gün ayaklarımızın kara sular inmesine, ter içinde ya da kısaca zor şartlarda çalışmış olmamıza değdi bu kareler!!!
Geçen aylar boyunca arkadaşız diye göstermeye çalışan bu ünlüler grubundan çıkan son aşk görüntüleri!!!
Ekin Hanım Emir Beyi öpücüklere boğarken...
Flaş Flaş Flaş
Ayışığının gündemine bomba gibi düşüyor,
Fazilet, Ceren, Tuba,... herkes bakakalıyor...


Saklanmayın Emir Bey, fotoğraflarda gizli yüzünüz!
Ekin Hanım ilişkiniz arkadaşlığınız nasıl başladı anlatabilir misiniz?
Emir Bey, İrem Hanımın tepkilerini alabilir miyiz?
Ekin Hanım akşam annenize neler söyleyecelsiniz bakalım???

Bu arkadaşlığı daha favzla saklayamazsınız lütfen, sorularımıza cevap istiyoruz!!!
Emir Beyyy, Ekin Hanım bir açıklama lütfen???

Beni nasıl yakaladınız anlamış değilim. O kadar kızlı grubun arasından nasıl olurda bizi yakalarsınız. Her tedbiri de almıştık. Offff offff
Vinçimi istiyorum, damperlim, kepçemmm
Offfff

Veeee tabii ki bu işte yalnız değildik.
Bize telefonla botanik bahçesine muhakkak gelmemizi söyleyen ve Emir ile Ekine dikkat edin diyen sevgili İrem Hanıma çok teşekkür ederiz.
İrem Hanımdan sonradan öğrendiğimize göre de Ekin Hanım bu olaydan sonra Annesi ve babası tarafından okuldan alınarak hatta evlerini de değiştirerek bu flaş haberden kurtulmayı hedeflemişler!
Ama işte biz magazin avcılarıyız.
Bizi izlemeye devam edin :)))

Magazin Turu 2/Botanik Bahçesi

Bizibilen bilir, yakaladık mı affetmeyiz :)
İşte yine öylesine bir gündü. Ve biz meşhur toddler namı diğer minyatür çocuklarımızın gittiği ünlü botanik bahçesinde pusu kurmuşuz. Ve bakalım ne haberler ile döneceğiz diye ağaçların ardına saklanmışız.
Bir iki saat içinde bahçemiz hareketlenmeye başladı. Ve ne görelim....
Gerisini fotoğraflar anlatsın bir de özel Ajanımız!!!?!!!

Güneş tepe çıkmış, bedenlerimiz ısınırken bir de ne görelim son zamanların birbirinden ayrılmaz kankaları Emİrem, Bade, Sude, Ekin ve Alisa toplanmışlar.
Bu grupta dikkatinizi çekmemiz lazım Emir Bey hariç herkes bayan! Veee bu durumda Emir Bey -maşallah diyelim- çok şanslı!


Sıcaktan mıdır, yoksa masadaki ruh halinden midir; biz bu masayı takibe alalım dedik. Gizliden gizliye fısıldaşmalar, geriden gelen kahkahalar adeta yeni bir aşkın habercisi niteliğindeydi. Ama 5 kıza 1 erkek olunca aşkın hangi taraftan geleceğini kestirmek zor olacak bu sefer...

Veeeee beklediğimiz hareket buydu işte!!!!
Neredeyse 1 saattir güneşin altında beklememişiz. Gizli fısıltıların sahiplerini kendini yavaş yavaş belli etmeye başladı.
İrem Hanım da şaşkın bir durumda gözüküyor. Beklenmedik bir gelişme sanki!


Evet bu durumu belki de nasıl annesine-babasına açıklayacağını düşünüyor ya da aklındaki gerçekleşmedi diye üzülüyor. Biz İrem Hanımı kendi haline bırakıp takibimize an ve an devam etmekteyiz.
Bizden ayrılmayın az sonraaaaa!


9.09.2010

Emir Tatilde

Tatilde yaptığım kaslara dikkatinizi çekerim.
Biraz da yandım mı, tüm gözler bende olacak!
Yaşasın...


Denizden çıkmadığım gibi, ananeyi de bırakmadım.
Benden mutlusu olabilir mi?


Ve inanılmaz bir deneyim daha!
Sular seller ortasında kumda oynayan bir ben...
Bakınız resimin arka fonuna, daha ne söyliyeyim ki?!?!

İrem Tatilde

Ananemi annem makaslamış nedense, altımda da timsah vardı. Sağdan soldan kese kese, kala kala ben kalmışım :)))


Mehmet Dedemle resim çalışmaları yaparken çekilmiş çok özel bir kare



Elbette 600-700 hatta daha fazlası resim var bu tatile ait ama benim olduklarımı annem nazar değmesin diye koymak istemedi. İkna edebildiğim 3 karecik.

En Başarılı Parmak Boyası Yarışması

Bakalım beni mi en başarılı bulacaksınız?
Ne kadar ciddi baksam da verdiğim frikik olay burada.
Ona göre...


Pastel renk ve pembe deyince aklınıza herhalde ben geliyorumdur.
Oyunuz kime şimdiden tahmin edebiliyorum!


Bu kadar özenle uğraşıp sadece suratımda ve elimde kullandığım boyanın ustalıkla işlendiğini gözlemlediniz herhalde.
Eeeee ne duruyorsunuz?


Bu Çeteden KorkuluR!

Efendim tatilin belki de en sevdiğimiz kısmı buydu: Horoz isimli kayığımız ile Bozburunda bir koydan bir koya yemek yemeye gidiyor olmamız.
Kulağa hoş geliyor değil mi?


Hep aynı şeylerden aynı anda zevk alınır mı?
Çete ruhu demek budur.
Bilmeyene duyurulur :)


Akşam saatleri gelmiş artık, karnımız doydu gibi numara yapıp şu dondurmaları yiyeceğimiz saati iple çekiyoruz.
Aman kimse duymasın.


Çete dediysek siz aldanmayın. Bu bir sevgi çetesidir.


ikizlerle Tatil



İkizlerimle Tatildeyim

Yeğenim Aratın 19 Temmuzdaki 3. yaş Doğumgünü için organize ettiğimiz tatil gerçekten kulağa çok hoş geliyordu. Ama benim gerçekten endişelerim büyüktü.

Tatili 2ye bölme kararı aldık hem tedbiri mekânda ferahlık vardır diye bir laftır; hem bizimkilere değişik atmosfer yaşatalım dedik hem de babamız tatilin 2. bölümünde bize katılacaksa yollarda zorlanmasın istedik.

Bavul hazırlamaya 3 gün öncesinden başladım ama tatil alışverişi yapmaya 2 hafta öncesinden çünkü çocukların uçakta, otelde, yemekte, plajda, vs oyalayacak türlü oyuncak ve aktivite araçları temin ettikten sonra giyim stoklamasına başladım. Bol bol atlet, don, cici elbiseleri yanında deterjanlarından, portatif adaptörlerine kadar en ince detay düşünüldü. Ama en ağır parça ilaç çantasıydı. Aklınıza gelebilecek her tür ilaç vardı yanımda ama Allahtan yavrularım hastalanmadı ve alınan o kadar ilaç boşa taşındı ama bunun yanında tatilin ilk günü ben antibiyotik almaya başladım, haftalarca sürecek enfeksiyon için.

Her neyse ilk defa havaalanına gidip, uçağa binecek olmanın ben de yarattığı stresi anlatamam. Annem ve Seçil aynı uçakta gidecek olmamıza rağmen yük ben de. İlk endişe ben bu çocukları 0640 taki uçak için 4te nasıl kaldıracağım. Ben zaten uyku tutmadığı için henüz uyumuşken 3 civarı Emirim kalktı kendiliğinden ve uyutmadım haliyle, 0400te de İremimi de kaldırdım. Hava kapkaranlık ve bizimkiler sabah olmuşçasına enerjik. 0500 civarı annem ve Seçil geldi. Emrahta bizi havaalanına götürecek. Bizimkilerin neşesini sabahın 5nde görmenizi isterdim. Annemler şokta; mızmız tipler beklerken kahkaha atan, mutluluk çığlıkları atan 2 çocuk var karşılarında.

Havaalanına yaklaşırken m,inik kuşlarımın uykuları geldi, aaa kamyon aaa uçak falan derken ayakta tutmayı başardık ama uçağa girişte uykusuzluktan ve biraz da uçak tedirginliğinden Emirim binmeyeceğim diye ortalığı ayağa kaldırdı. Aldığım yaz-sil tahtalar ve o tip yeni oyuncaklarla kalkışa kadar oyaladım ve kalkışta Emirim uyuyakaldı. İnişe yakın İremin krizi tuttu. Kemeri takmıyor, koltukta durmuyor sonunda inişi kucağımda tamamladı. Ben hem uykusuzluğun hem de hastalığın vücuduma inceden işlemeye başlamasıyla sabır ve hoşgörü limitlerim çökmeye başladı.

Bizi Bozburuna götürecek servise bindik. İremim uyayakaldı. Emirim de yaklaşamaya yakın uyudu. Kısaca ne kahvaltı edebildiler, ne doğru düzgün uyku uyudular. Ve 1e doğru Bozburuna geldik. Her şey yorgunluk ve mızmızlıktan gözüme negatif gelmeye başladı. Otelimizin 2. kısmına geçip yerleştik. Annem ve Seçil Bodrumdan bize katılacak ekip, Arat, Erden, Demet teyze ve Mehmet Amcayı karşılama için ana otel kısıma geçtiler. Bizimkiler ne yaptıysam uyumadılar biz de aşağında pırıl pırıl parlayan denizde oynamaya gittik. Arat geldi, ve denizde geçirdiğimiz saatlerde ben yorgun, çocuklar yorgun yemeğimizi odaya istedik ve uykuya daldık.

Diğer günler çok şükür çok daha güzel geçti. Emir ile Arat çok uyumlu bir şekilde yüzerek, oyun oynayarak geçirdiler. İremim deniz tedirginliği atamadığı için boynumdan pek ayrılmamdı ve bir de oldukça anti bir görünüm sergiledi. Her şeye hayır, istemiyorum, oynamıcam vs. Sendromları. Maalesef tüm tatilin en zorlayıcı kısmı buydu.

Onun dışında elbette taşıdığım o kadar oyuncak vs. yerine buldu ama kum ve denizle saatlerini geçirdiklerini görünce dedik ki seneye kesinlikle 2-3 aylığına biz güneyde bir yer tutalım.

Tatilin Marmaris kısmına baba da dahil oldu. Kaldığımız Turban Yazıcı Otelde gercekten cocuklar icin guzel bir havuz, mini klup vardı ve odanın boyutları ve konumlandırılması gayet güzeldi.

Bozburunun doğal ortamından çıkıp, et yığını ile dolan-all inclusive ortamına girince çocuklar da haliyle ortama uydu. Akşam çocuk showları ve kendi bolarındaki ve gölge altındaki havuz ile deniz kenarındaki kum tabii ki favorileri oldu.

Gerçekten ilk gün hariç çocukların çok keyifli geçirdiği, ilerleyen günlerle de bizim için daha da güzelleşen bir tatil oldu.

İrem terrible two sendromları hariç. O da şu zamanlarda azalmaya başladı. Bu konu da az sonra!


Bu tatil sonrası haliyle pekçok konuda da tecrübe edinmiş oldum.

- Uçaksaatlerini çocukların uyku saatine göre al!

- Yolda oyalamak için hiç görmedikleri oyuncak veya gereçler gerçekten faydalı.

- Tuvalet eğitimindeki çocukla ya da ikizlerle tatil fikrini bir daha gözden geçirin. Bu konudaki yazım yakında!

- Bavulun en çok yer kaplayan ve ağırlık yapan eşyaları getirdiğim ilaçlardı. Gerçekten hata gittiğiniz her yerde zaten eczane oluyor, fazla abartmaya gerek yok sadece en önemli olanları alabilirsiniz.

- Fazla oyuncak getirmeye gerek yok, zaten kazme-kürek-kova üçlüsü ve tabii ki su pompaları hayat kurtarıcı.

- Yanıma aldığım sıvı deterjanda 10 puanı haketti. İkiz çocuk, 9 gün tatil ve haliyle aldığım kıyafetler yetmedi. Allahtan Bozburundaki otelin sahibi tanıdık ve bizimkilerin kıyafetlerini yıkattı. Ona ragmen bol atlet, don, t-shirt ihtiyacımız hiç bitmedi.

- Yemek saatine kadar dayanamayan çocuklar için kan şekerlerini yükseltici hafif yemekler yanınızda bulundurmanızda fayda var.

- Biz kullanmadık ama belki DVD player arada kullanılabilir. Bizimkiler aslında tv kolikliğini bu tatil sayesinde yok ettiler. Resmen televizyonun varlığını unutturdum. Ama malesef kış geliyor ...

Okullu Oldukta İşte Birkaç Resim

İlk 23 Nisan Bayramı Kutlamamız.
Henüz okula adapte olmaya çalışırken, kostümlü gösteriler biraz ilginç geldi tabii.
Şaşkın şaşkın bizi kenarda seyretmemiz için oturttular. Ama işin can alıcı noktası bu sene biz de görev alacağız :)

Yaz okulu temmuz sergisi öncesi annelerle çay saati.
Gerçekten de çok keyifli hem karnımız doyuyor hem annemiz bizimle hem de eserlerimiz sergide !

Okulumuzun "Ananeler, Babaneler, Dedeler Günü" de var. Babaneler Avustralya da olduğu için bu eventi de kaçırmış oldular. Anane de işten çıkmış ve bizimle bugünü paylaşmaya gelmiş. Çok eğlendik. Umarız seneye daha kalabalık oluruz.


Bu resim okul hayatımızın ilk başlangıcına ait bir resmidir.
Biz şimdi bu tavşanları tek parmakla hallediyoruz :)))

8.09.2010

Okula Başlayan Terrible Two İkizlerim


8 Martta Okullu olduk!

Biraz gelişen olayların sonucu biraz benim hiç bitmek bilmeyen yardımcı dertlerim sonucunda Emİrem’in 2 yaş 3 aylık iken okullu olmalarının kararını verdim.

Dili bozuk, yalancı, hırsız yabancı bakıcılardan, yalan odaklı yaşayan Türk bakıcılardan ümidimi iyice kestikten sonra okula başlamamızın en iyi seçenek olduğuna karar verip, Çekmeköy etrafındaki anaokullarına ufak gezintiler yapmaya başladım. Bütün görüşmelere çocukları taşıdığım gibi annemi de taşıdım. Benim göremediğim iyi ve kötü tarafları görebilmek için.

Çekmeköy kısmen yeni bir yerleşim alanı olduğu için ve boş arazilere konutlandırılan villa tarzı yerleşim alanlarının çoğalmasıyla, en iyi ve sayılı okulların şubeleri burada açılmaya başlandı. Sezin, Küçük Prens, Ütopya, Bilfen, Alev ilk aklıma gelenler. Okul tercihlere sonra yine geri döneriz.,

Benim kuzular daha çok küçük olduğunu göze alırsak ve okul ortamından soğutmamak için okul gibi değil de eğlenceli ev görünümündeki okulları tercih ettim gezerken. Pek çok anaokulu var, kimisi isim yapmış neşe Erberk gibi kimisi tecrübesini konuşturmuş, kimisi mekân ve yapıdan kazanmış. Gezilen o kadar okul arasından sanırım en çok içimize sinen Ayışığının sempatik müdürü, okulun yapısı, bahçenin kullanışlılığı, bahçedeki hayvanlar, öğretmenlerin tecrübesi ve en önemlisi 26/28 yıldır aynı eğitim sistemiyle devam eden bir anlayış ve tecrübe. Burayı bitirdikleri takdirde İst Erkek Lisesine direkt olarak geçebilmeleri.

Oyun grubu bana uymuyordu, benim istediğim her gün getirebileceğim bir okul saatleri. Haftanın 5 yarım günü getirebileceğimde anlaştık. Saat 009-1300 arası. Tabii ki ilk başta alışma dönemi için ilk 3 gün 1,5 saat kaldık. Sonraki 2 gün 2 saat, 2. hafta 2,5 saat derken 3 hafta 0900-1300 arasına dönüş yapabildik. İlk günlerdeki arada anneyi aramalar oldu. Ben diğer benim gibi bekleyen annelerle oturma odasında beklerken arada bir bana uğruyorlardı. İkiz olmanın bir getirisi sanırım, diğer çocuklara nazaran daha az geliyorlardı yanıma; belki uykularını alamadıkları zaman ağırlıklı olarak. Onun dışında birbirlerini gördükleri için bana olan ihtiyaçları her geçen gün azaldı ve 3. haftadan itibaren götürüp, getirmeye başladım. En uzun süren ayrılma faslı oldu. Zamanla onu da aştık tabii ki, şimdi bana el sallayıp, hoşça kal-görüşürüz diyorlar.

Mart-Haziran dönemi 5 yarım gün şeklinde geçti. Bana başta ne kadar iyi geldi dediğim durum, eskisinden zor gelmeye başladı. Onları bırakıp hemen koşa koşa yapmam gereken işlere koşuyordum. Mesela cadde de isem koşa koşa dönüyor, pestilleri çıktığı için okuldan alıp eve gelir gelmez tabii uykuya dalıyorlardı. Ben de onları yatırıp caddeye yarım kalan işime geri dönüyordum.

Yaz okulunun başlaması ile Ceren müdürümüz, tam gün deneyebiliriz dedi. Daha önce aklıma gelmemişti ve bu fikir hoşuma gitti. Eğer olursa 0900-1700 arası 3 günüm olacaktı. Alışkanlıklarımızı unutmadık. İremimim İkea köpeklerinden birini, Emirimin de kurdeleli yastıklarından bir tane nevresim takımlarıyla beraber bıraktım.

Normal okul dönemi mezuniyetinden sonra, yaz okuluna okulda uyuyarak girmiş olduk. Resmen heyecanlandım ve gayet başarılı geçtiğini duyunca çok hoşuma gitti. Hatta kalkınca birbirlerine günaydın bile diyorlarmış.

Çooook hoş.

Hastalanmalar ve tatil hariç, gayet başarılı bir şekilde yaz okullarına halen devam etmekteler.

Haftaya 2010-2011 okul dönemi başlıyor. En güzeli okulda yaz dönemi farklı yaşlarla beraber olarak çok eğlendiler ve yeni şeyleri hızla kendilerine kattılar. Okula gitmek istemiyorum demeler azaldı, beni güzellikle uğurlayan yavrularım var artık J

Bazı ikiz annelerinin feryatlarını duyuyorum, okula gitmek istemiyorlar. Arkamdan ağlıyorlar,… Eğer tecrübeli ve iyi eğitmenlerin olduğu bir okulda ise çocuklarının kısa sürede her şeyin üstesinden geleceklerdir. Hiç merak etmeyin ve biraz bu konuda sabırlı olun.

20.06.2010

BAbamızın Gününü Kutlarız



Her ne kadar bu blog meleklerime ait olsa da son zamanlarda yaşadıklarımız ve yazdıklarım da tabii ki benim içimde bulunduğum durumdan fazlaca etkileniyor. Kendi babamın babalar gününü kutlarken sevgili eşimi de unutmadım.
Umarım sen de bu kadar güzellikleri ömürboyu yaşayabilen bir baba olursun...
Son zamanlardan bir kare...



Veee bugün beraber geçirdiğimiz günün sonundan bir hatıra!

Babalar Günün Kutlu Olsun Babacığım!!!
Emİrem


19.06.2010

Babalar GÜNÜ

Ruh halim yeni seçtiğim şablona yansıdı sanırım, kesinlikle içim yağmurlu hatta fırtınalı...
Ben babasız ilk defa Babalar Gününü geçirirken, bana dünyayı cennet kılan meleklerim, babalarına umarım çok güzel bir gün geçirmesine sebep olurlar :)
Ne kadar özelmiş benim babam, her geçen gün bunu daha rahat görebiliyorum ve benim babam olduğu için hem şükrediyorum hem gurur duyuyorum hem de çok özlüyorummm.
Kimse dört dörtlük değildir diye bir laf vardır ve biz bunu zaman zaman kullanırız. Ben bıraktıklarına ve yaşattıklarına baktıkça benim babam 4/4 diyebilirim...
Umarım yarın bizimle olup, bana kuvvet verebilirsin canım babam...
Çok seviyorum seni!

Eeeee bu kadar özel bir insana özel bir yaklaşım yakışırdı. Bunu da benim becerikli annemin ellerine sağlık diyebileceğimiz bir girişim.

Kazım Tunç İlköğretim Okulu, Engin Kosova ANasınıfı 19 Nisan 2010 tarihinde Açıldı.
Hadi Bakalım biraz gezintiye çıkalım.

Evet hep çok özel bir isim-soyadına sahip oldu; kendi gibi özel.

Tabii bu kadar kendini sevdiren bir insanın arkasındaki kadının da kendi kadar özel olması gerekirdi. Son ana kadar bile birbirinize çok yakışıyordunuz. Allah sizi eminim bir sonraki hayatlarınızda da beraber yaşatacak :)

Ve bu güzel yavrular, ne ilk olacaksınız ne de son....



Niye bu kadar gurur duyduğumu anlamışsınızdır artık. Babamın dedem gibi okuttuğu öğrenciler, yaptırdığı okullar, Engin Kosova Lösemi vakfı ve sessiz sedasız kalan bir sürü yardım... O kadar insanı okutan, o kadar insana yardım eden ve tüm insanlarca dua alan bir babam var benim.
Babalar günün kutlu olsun canım BABAMMMM!!!





Lilypie Third Birthday tickers